İçeriğe geç
Şırnak Olay
Hayvanlar

Deniz Kaplumbağaları: Yirmi Yıl Sonra Doğduğu Kumsalı Bulan Yolcular

Deniz kaplumbağaları binlerce kilometre yol alıp doğdukları kumsala dönüyor, cinsiyetleri kum sıcaklığıyla belirleniyor ve tuzu gözyaşına benzer bir salgıyla atıyor. Şaşırtıcı bir yön bulma hikâyesi.

Selin Yalçın 4 dk okuma

Deniz kaplumbağası, kumsalda yumurtadan çıktığı ilk gece denize doğru koşar, ardından yıllarca açık denizde dolaşır ve olgunlaştığında doğduğu kumsalın yakınlarına geri döner. Aradan geçen süre bazen yirmi yılı bulur, kat edilen mesafe binlerce kilometredir. Haritasız, yol arkadaşı olmadan ve daha önce hiç görmediği bir rotayı izleyerek yapılan bu yolculuk, hayvanlar dünyasının en etkileyici seyir başarılarından biridir.

Kumsalda başlayan yarış

Dişi kaplumbağa geceleyin kıyıya çıkar, arka ayaklarıyla derin bir çukur kazar, yumurtalarını bırakır ve kumu örtüp denize döner. Yavrular yaklaşık iki ay sonra hep birlikte çıkar. Toplu çıkış rastlantı değildir: yüzlerce yavrunun aynı anda hareket etmesi, avcıların ancak bir kısmını yakalayabilmesini sağlar.

Yön bulmaları basit bir ilkeye dayanır. Ufkun en parlak ve en açık göründüğü tarafa yönelirler; doğal koşullarda bu taraf denizdir. Kıyıdaki yapay aydınlatma bu ilkeyi tersine çevirdiğinde yavrular karaya doğru yönelir ve büyük kayıplar yaşanır. Bu yüzden yuvalama kumsallarında ışık düzeni hayati önemdedir.

Manyetik alanla çizilen harita

Yavru denize girdiğinde dalgaların geliş yönüne göre ilerler, açıldıkça yön bilgisini başka bir kaynaktan almaya başlar: dünyanın manyetik alanı. Manyetik alanın şiddeti ve eğim açısı, konuma göre değişir. Bu iki değerin birleşimi, her bölgeye özgü bir imza oluşturur.

Kaplumbağaların bu imzayı algılayıp bir tür konum bilgisi olarak kullandığı düşünülüyor. Doğduğu kumsalın manyetik imzasını erken dönemde kaydettiği ve yıllar sonra bu değeri aradığı yönündeki açıklama, geri dönüş davranışının en güçlü izahı sayılıyor. Deniz kaplumbağası böylece yalnızca yön değil, konum da belirleyebiliyor.

Suyun yoğunluğu, sıcaklığı ve kaldırma gücü

Deniz kaplumbağasının bedeni suya göre tasarlanmıştır. Kabuk hafifletilmiş yapıdadır, ön ayaklar kanada benzeyen küreklere dönüşmüştür ve gövde akışkan bir profil çizer. Suyun kaldırma gücü ağırlığı taşıdığı için hayvan büyük bedenini az enerjiyle hareket ettirir.

Suyun sıcaklığı da yolculuğu yönlendirir; akıntı sistemleri hem taşıyıcı hem de besin yollarıdır. Suyun bu taşıyıcı, ısıyı depolayan ve canlıları ayakta tutan davranışının kaynağını merak edenler suyun tuhaf özelliklerine göz atabilir. Karada onlarca kilo yükle ağır ağır sürünen bir hayvanın denizde saatlerce zahmetsizce ilerlemesi büyük ölçüde bu özelliklerin sonucudur.

Kayıp yıllar: kimsenin görmediği dönem

Yavrular denize açıldıktan sonra uzun süre gözden kaybolur. Bu döneme "kayıp yıllar" denir. Açık denizde, yüzen yosun kütlelerinin ve akıntı hatlarının arasında büyüdükleri düşünülür. Bu kütleler hem saklanma yeri hem de bol besin kaynağıdır.

Yıllar sonra kıyı sularına döndüklerinde boyları belirgin biçimde büyümüş olur. Bu dönemin ayrıntıları uzun süre bilinmiyordu; küçük izleme cihazlarının geliştirilmesiyle rotaların bir kısmı çizilebildi. Yine de yaşamlarının bu bölümü, deniz biyolojisinin en az bilinen alanlarından biri olmayı sürdürüyor.

Cinsiyeti kum sıcaklığı belirliyor

Deniz kaplumbağalarında cinsiyet, gelişim sırasındaki kum sıcaklığına bağlıdır. Daha serin yuvalardan ağırlıklı olarak erkek, daha sıcak yuvalardan ağırlıklı olarak dişi bireyler çıkar. Aradaki fark birkaç derece ile ölçülür.

Aynı yuvanın farklı derinliklerinde bile sıcaklık değişebildiği için tek bir yuvadan her iki cinsiyet çıkabilir. Ancak kumsal sıcaklıklarının genel olarak yükselmesi, cinsiyet dengesini bozma riski taşır. Bu nedenle yuvaların gölgelenmesi ve kumsal sıcaklığının izlenmesi, koruma çalışmalarının önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Tuzla baş etmek: gözyaşı gibi görünen salgı

Deniz suyuyla birlikte alınan fazla tuzun vücuttan atılması gerekir. Bunun için gözlerin yakınında özelleşmiş bezler bulunur. Bu bezler yoğun tuzlu bir sıvı salgılar ve sıvı gözden dışarı akar.

Kumsalda yumurta bırakan bir dişinin "ağladığı" izlenimi buradan gelir. Aslında gördüğümüz şey duygusal bir tepki değil, tuz atma sisteminin çalışmasıdır. Aynı salgı, gözleri kumdan ve kuruluktan korumaya da yardım eder.

Nefes tutan bir sürüngen

Deniz kaplumbağaları akciğerle solur ve nefes almak için yüzeye çıkmak zorundadır. Ancak dinlenirken metabolizmalarını yavaşlatarak çok uzun süre su altında kalabilirler. Aktif yüzme sırasında bu süre belirgin biçimde kısalır.

Uyku sırasında kayalık oyuklara sıkışarak akıntıya kapılmayı önlerler. Sindirim, üreme ve hareket arasındaki enerji dengesi bu türlerde çok hassastır; bu yüzden rahatsız edilen bir bireyin gereksiz enerji harcaması, uzun vadede sağlığını etkileyebilir.

Türden türe değişen menü

Deniz kaplumbağaları tek bir beslenme kalıbına sahip değildir. Bazı türler ağırlıklı olarak deniz çayırı ve alg tüketir; bu otlanma çayırların sağlıklı kalmasına yardım eder. Bazı türler süngerlerle beslenir ve mercan resiflerinde alan açar.

Bir tür ise neredeyse tamamen denizanası yer. Bu beslenme biçimi ciddi bir tehlikeyi de beraberinde getirir: suda süzülen plastik poşetler denizanasına benzediği için yutulabilir. Sindirim sistemini tıkayan bu maddeler, popülasyonlar için önemli bir ölüm nedenidir.

Uzun ömür, geç olgunluk

Deniz kaplumbağaları uzun yaşar ama üreme yaşına çok geç ulaşır. Bu, popülasyon açısından kritik bir zayıflıktır: kaybedilen yetişkin bireyin yerine yenisinin gelmesi on yıllar alır. Bir yuvadan çıkan yüzlerce yavrudan yalnızca çok küçük bir kısmı erişkinliğe ulaşır.

Bu nedenle koruma çalışmaları iki yönlü yürütülür: yuvaların ve yavruların korunması ile yetişkin bireylerin balıkçılık kaynaklı kayıplarının azaltılması. Ağlara takılmayı azaltan kaçış düzenekleri, kumsallarda ışık kısıtlaması ve yuva alanlarının korunması en çok işe yarayan uygulamalar arasında.

Doğduğu kumsala dönen yolcu

Deniz kaplumbağası, yaşamının neredeyse tamamını suda geçirir ama tek bir şey için karaya döner: yumurta bırakmak. Bunu yaparken yıllar önce ayrıldığı kıyıyı bulur. Manyetik bir imzayı yıllarca taşımak, binlerce kilometre yol almak ve sonunda aynı kumsala ulaşmak, doğanın en sabırlı yön bulma hikâyelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Paylaş: Facebook X WhatsApp

Hayvanlar bölümünden