Sana Katılıyorum Deyip Yok Saymak İlişkiyi Neden Soğutur? 7 İletişim İşareti
Onay sözü var ama duygu yoksa araya mesafe girer. “Tamam”ın soğuttuğu anları tanıyıp daha net bir dil kurabilirsiniz.
Derya Akıncı 3 dk okuma
“Sana katılıyorum” deyip aslında duymamak neyi değiştirir?
“Sana katılıyorum” cümlesi bazen sadece sesin hızlıca kapanmasıdır. Karşınızdaki kişi duygusunu ve ihtiyacını ortaya koyduğunda siz yalnızca kelimeyi yakalarsanız, o konuşma yarım kalır. Böyle olunca da tartışma büyümek zorunda olmadan soğuma başlar.
Bu soğumanın temelinde iletişimin iki parçası arasındaki kopukluk vardır: söz ve karşılık. Söz “tamam” derken, karşılık “seni gerçekten anladım” hissini vermez. Aşağıdaki işaretler, aynı kalıbın farklı biçimlerde ilişkiyi nasıl yorduğunu yakalamanıza yardım eder.
7 iletişim işareti: Onay var, duygu yok
1) Duyguyu doğrulamazken sadece fikirle aynı çizgide kalmak
Karşınızdaki kişi “şu an böyle hissediyorum” dediğinde yalnızca düşünceyi kabul etmek yetmeyebilir. “Evet haklısın” deyip o hisse dokunmamak, “anlamıyorum” gibi okunur. Daha iyi olan, önce duyguyu isimlendiren kısa bir geri bildirim vermektir.
2) “Tamam” diyerek konuyu kapatmak
Onay cümlesi gelir gelmez sohbetin yönünü siz kapatıyorsanız, karşı taraf “burada durulmadığını” hisseder. “Sana katılıyorum, bu kadar” gibi bitişler, kişinin kendini ifade etme isteğini azaltır. Konuyu kapatmak yerine, en azından hangi kısmın karşılandığını netleştirmek gerekir.
3) İkna etmeye çalışırken eş zamanlı onay vermek
“Sana katılıyorum ama…” ile başlayan cümleler, bir çeşit geri çekilme gibi duyulabilir. Duyguyu kabul ettiğini söylersiniz, ardından hemen itirazı koyarsınız. Bu da karşınızdaki kişinin “önce onay, sonra çatışma” döngüsüne düşmesine yol açar.
4) Sorun çözmeye geçip ihtiyacı gözden kaçırmak
Bazen onay sözü, pratik öneriye dönüşür. “Haklısın, hemen şunu yapalım” dediğinizde ise kişi sadece “anlaşıldım” demek istiyor olabilir. İhtiyaç genellikle önce duyulmayı ister; çözüm ancak o zemin oluştuğunda daha rahat karşılanır.
5) Anladım sinyali yerine varsayım seslendirmek
“Anladım, sen aslında şunu istiyorsun” gibi çıkarımlar, iyi niyetli olabilir ama yine de karşı tarafın sözünü yerinden oynatır. Onay verirken kişinin duyduğu şey “beni dinlemiyor” olur. Bunun yerine, “Seni şu yüzden böyle hissettiriyor gibi anlıyorum” demek daha güvenli bir köprü kurar.
6) Tonla çelişen kelimeler kullanmak
Aynı cümle farklı tonla bambaşka anlam taşır. Ses sakin olsa bile yüz ifadesi uzak, düşünceli bir bakış yerine hızla kaçıyorsa, sözün “katılım” hissi zayıflar. İlişkilerde birçok mesaj kelimelerden önce beden dilinden geçer.
7) İlgisizlikle karışan “hızlı kabul” alışkanlığı
Konuşma uzamasın diye onay sözü otomatikleştiğinde, karşı tarafın ihtiyacı karşılanmadığı için geri çekilme görülür. Otomatik “tamam”lar uzun vadede güveni aşındırır; çünkü kişi sürekli kendini anlatmak zorunda kaldığını düşünmeye başlar. Aynı cümleyi söyleyecekseniz bile araya kısa bir gerçek karşılık koymak gerekir.
Daha net alternatifler: Onay sözü nasıl işe yarar?
Hedef, “hep aynı fikirde olmak” değil; duyulanı ve ihtiyaç duyulanı birlikte taşımaktır. İletişimde küçük eklemeler büyük fark yaratır. Örneğin onayı duyguyla eşleştirmek, karşı tarafın kendini güvende hissetmesini sağlar.
- Duyguyu doğrulayın: “Bunu böyle hissetmen çok anlaşılır.”
- İhtiyacı sorun: “Şu an senden ne bekliyorsun: dinlenmek mi, bir çözüm mü?”
- Kısa özet geçin: “Benim anladığım, şu noktada zorlanıyorsun.”
- Kapıyı kapatmadan yön verin: “Şu kısmı birlikte netleştirelim, sonra diğer konuya geçeriz.”
- Varsayımı azaltın: “Bunu doğru mu anladım?”
Konuşma sırasında “tamam” kelimesini otomatiğe bağlamak yerine, onun yerine geçen gerçek bir karşılığı seçtiğinizde aranızdaki mesafe daha yavaş açılır. Özellikle yazışmalarda da belirsiz onaylar aynı etkiyi doğurabiliyor; isterseniz Olmayan Tamam İlişkiyi anlatan yazıyı da okuyabilirsiniz.
Ne zaman fark etmek yetmez, yeniden konuşmak gerekir?
Bazen tek bir yanlış an değildir; bir alışkanlık düzene dönmüştür. Onay sözü tekrarlanır ama kişi kendini aynı şekilde yalnız hissederse, konuşmanın biçimi değişmek zorunda kalır. Bu noktada “seninle aynı taraftayım” demek yetmeyebilir; “seni anladım” ve “şu ihtiyacını görüyorum” demek gerekir.
Uyarı: Karşınızdaki kişi konuşurken gözünüz, telefonda başka şeylere kayıyorsa ya da cümlenin sonunu tek hamlede tamamlayıp geçiyorsanız, “onay” duyguyu taşımıyor olabilir.
Küçük bir niyet düzeltmesi bile işe yarar: Önce duyguya dokunun, sonra gerekirse çözüme geçin. Böylece söz, karşılığı olan bir bağ kurmaya başlar. İlişkiyi soğutan şey çoğu zaman kelimelerin kendisi değil; kelimenin arkasındaki yok saymadır.